Bir gemi bir rıhtım varmış.
Aslında hangisinin gemi hangisinin rıhtım olduğuda umurlarında değilmiş.
Rıhtıma çok gemiler gelir gider,gemide farklı limanlara uğrarmış.
Ama onların arasındaki bağ çok farklıymış.
O rıhtımdan ve gemiden bakan mutlu gözler varmış.
En önemlisi de onları birbirine bağlayan sağlam bir halat varmış.
Gemi bazen sefere çıkar farklı limanlara uğrarmış.
Fakat seyahatinin bitip kendi rıhtımına dönmek istermiş.
Rıhtımda pekçok gemiler ağırlar fakat o geminin gelmesini ufka bakarak beklermiş.
Onları birbirine bağlayan o sağlam halata fırtına değer,yağmur yağar,tuzlu su ıslatırmış fakat o kalın halat asla yıpranmazmış.
Dışardan bakanlar o halatın sağlamlığına gıbta ile bakarlarmış.Kimse hatta kendileri dahi o halatın inceleceğine ve yıpranacağına asla inanmazlarmış.
Bu halat buyuk fırtınalar atlatmış fakat kopmamış.
Zaman geçmiş hafif bir rüzgar halatı yıpratmaya başlamış ancak ne o geminin nede rıhtımın bu halatı kuvvetlndirmek akıllarına gelmemiş.
Her ikiside susmuş adeta o halatın yıprandığını görmemişler.
O buyuk fırtınalar atlatan halat artık ufak rüzgarlarda iyice incelmeye başlamış.
Ne rıhtım ne gemi güçlü halatın kopacağını hiç düşünmemişler.
Hafif bir rüzgar esmiş halatı rıhtıma sürtmüş,halat biraz incelmiş yagmur yağmış biraz daha incelmiş.
Bu böylece sürüp gitmiş.
Belki rıhtım belki geminin bunun böyle olmasını ister gibi
bir halleri varmış.
Ve halat inceldiği yerden kopmuş…..
Bir tanesi çok üzülmüş ancak diğerinin ne düşündüğünü dahi öğrenmek gibi bir şansı olmamış.
Çünkü aralarına büyük hemde çok büyük bir deniz girmiş.
Ve kavuşmayı bekleyen rıhtım ve deniz ebede uzanan bir şekilde birbirlerinden kopmuşlar...