| |
İstanbul'a şeref verdin Sultanım. Evliyalar geldi yanına, sahabe kalktı sanki o mübarek kabrinden. Çocuklar gibi şen şimdi İstanbul. Güneş bir başka doğdu seninle İstanbula, deniz bir başka dalgalandı... Denizler dalgalanırken CEBBAR der her kıyıya vuruşunda.... Otuzbine yakın kardeşimiz de her seni görüşünde, Allah diyerek vurdu kendi kıyısına.
İstanbul hasret kalmıştı sana, kimdir bu gelen dediler, kimdir bu insanları bakışlarıyla kendinden geçiren, kimdir bu gül kokan insan, kimdir bu gülümsemesiyle yürekleri ferahlatan, kimdir bu Allah derken yüreği yanan, ayetleri okurken sesi titreyen kalbi titreyen, kimdir bu nur yüzlü zat!!! Dediler ki; o bizim Sultanımızdır, O Allah'ın sevgililerindendir, O Resulullah'ın evladıdır, iftiharıdır, o Ali'nin evladıdır, o gözü yaşlı olarak Resulullah'a gelerek babam sana ne yaptılar diyen Fatıma Anamızın evladıdır, kerbelada şehit edilen Hasan ve Hüseyin'in evladıdır, benim ayağım bütün evliyanın boynu üzerindedir diyen kerametler sarayının eşsiz zinciri Seyyid Abdulkadir Geylani'nin evladıdır.
Yeter dediler biz onun böyle birisi olduğunu zaten görünce anlamıştık, bize düşen dediler biran önce onun yanına gidip günahlarımıza tövbe etmektir, tövbemize onu şahit etmektir. Ve gittiler o Sultanın yanına diz çöktüler önüne, hazret onlara bakıyordu nemli gözlerle, nasılsınız dedi, bizler seni çok sevdik dediler, hazret gülümsedi başını hafifce sallayarak bende sizleri çok seviyorum dedi. Ama biz çok günahkarız dediler, olsun dedi Allah'dır merhametlilerin en merhametlisi ve tövbeye başladılar... Yaaarabbbiiii ben pişmanim derken gözyaşları sağnak olup akıyordu, hazret Allah size merhamet etsin buyuruyordu... Kendilerinden geçiyorlardı gözyaşları içerisinde. . .
Çocuklar bir başka bakıyordu size, günahlardan uzak o minicik kalpleriyle hayran hayran izliyorlardı sizi. Kendi oğlum bile altı yaşında geçen sene öptü o mübarek elinizden, ve hala ister seyda babamıza gidelim diye. Resimlerinizle avutuyorum onuda... O küçücük yüreğin içine işledi sanki aşkınız. Ama manevi hali yüksek bir sofiniz söylemişti daha sizi tanımadan önce, bu çocuk dedi bu çocuk, ilerde büyük bir zat olacak, neden diye sormuştum. Biz onu kaç gecedir rüyalarımızda görüyoruz ve omuzlarımızda gezdiriyoruz demişti. Allah'ın izni Sizlerin himmetiyle inşaallah öyle olur.
Selam olsun içinde Sultanımın bulunduğu İstanbul'a, orda yatan Sahabelere, bütün Evliyalara, şehitlere, bütün sofilere....
Kayıt Tarihi: 25-06-2010Saat:11:51:54
|