Tekil: 46257Çğl: 1985867Online: 7


 nimet ve bolluk
 

Okunma

340
 
  

Nimet ve Bolluk
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Kuran'da tarif edilen cenneti inceleyecek ayetlerde yapılan tasvirlerden yola çıkarak bu muhteşem mekanı kavrayabildiğimiz kadarıyla gözümüzde canlandırmaya çalışacağız. Ancak bundan önce değinilmesi gereken bazı önemli noktalar var. Cennet konusundaki bazı yanlış inanışlar ve izlenimler birçok insanın aklında ya da bilinçaltında bu konuya doğru bakmalarını önleyen engeller oluşturmuş durumda. Bu engeller nedeniyle asıl anlamlarından saptırılmış bazı temel İslami kavramları Kuran'a göre yeniden tarif etmek gerekiyor. 
Burada bu amaçla yapılması gereken ilk iş nimet ve sefahat kavramlarını birbirinden ayırt etmektir.
İlerleyen sayfalarda Kuran'da tarif edilen cennetin son derece "lüks" ve ihtişamlı bir mekan olduğunu göreceğiz. İçinde yaşanan hayatın olabilecek en konforlu en göz alıcı en müreffeh hayat olduğuna şahit olacağız.
Oysa bugün bazı insanların pek çok insanın gözünde bu tür bir hayat pek de "İslami" bir hayat değildir. Aksine bu tür bir yaşam tarzının Allah'tan ve dinden uzaklaşmanın doğal bir sonucu olduğunu düşünürler. En açık ifadeyle bu hayat "sosyetik" bir hayattır. Bu nedenle de lüks içinde yaşayan toplum kesimine "sosyete" adı verilir. Bu "sosyete"nintoplumun dine en uzak kesimlerinden biri olduğu ise açıktır.
İşte toplumda hakim olan bu yanlış anlayış nedeniyle pek çok kişi konforlu lüks gösterişli bir yaşamı ve bu yaşamın unsurlarını "gayriİslami" bulur. Bunlar örneğin; kaliteli giyecekler zengin ve gösterişli sofralar eğlenceler şölenler ihtişamlı ve süslü evler dekoratif mekanlar değerli sanat eserleri vs. dinden kopmuş gafil insanlara ait şeyler olarak görülür. Bunlarla dolu bir hayat dagenellikle "sefahat" olarak tanımlanır ve bu şekilde yaşayan kişiler yerilirken "sefahat içinde azgınca yaşayanlar" olarak adlandırılırlar. SefahatArapçada "sefih" kelimesinden türemiştir ve bu kelime bir tercümeye göre "servet ve refah içinde sorumsuzca yaşamaktan dolayı azma şımarmaaklın zaafa uğraması" anlamına gelir. 
İşte aşılması gereken bir yanlış anlama bu noktada ortaya çıkmaktadır. Halk arasında hatalı olarak"sefih" kavramıyla bir tutulan bazı şeyler örneğin lüks ve gösterişli evler kıyafetler sofralareğlenceler şölenler cennetin temel özellikleri arasındadır. Oysa Allah'ın kulları için seçip beğendiği cennet hayatı her türlü lüksü konforugösterişi içinde barındırmakla birlikte olabilecek en güzel en asil dine en uygun olan hayat tarzıdır.
Yanlış anlamaya yol açan şey sefahatin tanımının yanlış yapılmasıdır. Sefahat yani Allah'a isyan ederek azıp şımarmak insanın zihninde gerçekleşen bir şeydir. Kelimenin çağrıştırdığı maddi ortamla ise doğrudan bir ilişkisi yoktur. Bir başka deyişle birtakım insanları "sefih" kılan özellik içinde yaşadıkları zengin ve gösterişli mekanlar değildir. Sorun giysilerde gösterişli evlerdeestetik mekanlarda kısacası maddi zenginlikte değil insanların zihnindedir.
Bu durumun doğal sonucu ise şudur: Bir insan eğer Kuran ahlakını yaşıyorsa ve güçlü bir imana sahipse son derece büyük bir zenginlik ve ihtişam içinde bulunabilir ama bu asla onu "sefih" kılmaz. Aksinekarşılaştığı herşeyi Kuran ahlakıyla ve Kuran kıstasları doğrultusunda değerlendirdiği için etrafındaki güzellikleri birer "nimet" olarak görecektir. Bir şeyin nimet olarak görülmesi demekonu Allah'ın verdiğinin farkında olunması demektir. Dolayısıyla bir Müslüman çevresindeki zenginliklerigüzellikleri gösterişi ve ihtişamı Allah'ın verdiğini bilirse doğal olarak bunun karşılığında Rabbimiz'e şükredecektir. 
Bu genel mantığı günümüz toplumlarına uyarlarsak şunu söylememiz gerekir: Bugün Allah'ın hükümlerine yüz çevirerek sefih bir hayat sürenlerellerinde bulundurdukları imkanları birer nimet olarak görmedikleri için sapmış durumdadırlar. Eğer onları birer nimet olarak görselerdi bu onların Allah'a şükretmelerini sağlardı. Ve o zaman bu nimetlerin kullanımında da Allah'ın gösterdiği yolu izler yani israftan kaçınır ve Allah'ın rızasına uygun biçimde harcama yaparlardı. 
Dolayısıyla karşımıza iki ayrı zenginlik tanımı çıkmaktadır. Bir kısım zenginler iman etmişlerdir kiellerindeki imkanları birer "nimet" olarak görürler. Bir kısım zenginler de fasıklardır ki ellerindeki imkanları sahiplenir Allah'ı unutur ve sefahate dalarlar. Allah'ın tüm mümin kulları için tavsiye ettiği model ise birincisindeki zenginliktir. Ancak zenginlik de fakirlik de müminler için dünya hayatında bir denemedir. Müminler bir imtihan vesilesi olarak dünyada fakirlik de çekebilirler. Allah Kuran'da "Biz ise yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz" (Kasas Suresi 5) şeklinde buyurmaktadır. Allah'ın bu vaadi dünyada da gerçekleşebilir ancak ahirette kesin olarak gerçekleşecektir.
İşte tüm bunlardan ötürü bazı Müslümanların ihtişamlı lüks ve gösterişli bir yaşamı suçlayarakondan çekinerek hareket etmeleri son derece yanlış olur. Çünkü söz konusu yaşamın tüm maddesel içeriği -güzel kıyafetler lezzetli yiyecekler ihtişamlı evler sanat eserleri vs.- zaten iman edenler için yaratılmıştır. Allah Araf Suresi'nde bu gerçeği iman edenlere şöyle bildirmektedir: 
"De ki: 'Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?' De ki: 'Bunlar dünya hayatında iman edenler içindir kıyamet günü ise yalnızca onlarındır'..." (Araf Suresi 32)
Nitekim Kuran'da iman edenlere örnek olarak Hz. Süleyman'ın zenginliği verilmektedir. Hz. Süleyman'a Allah çok büyük bir mülk vermiştir. Kuran'da Hz. Süleyman'ın sarayındaki ihtişam ve sanat eserleri çok ayrıntılı olarak tarif edilmektedir. (Sebe Suresi 12-13 Neml Suresi 44)
Ancak önemli olan Hz. Süleyman'ın tüm bu mülk ve ihtişam içinde Allah'a sürekli şükretmesi ve tüm bunların Rabbimiz'den gelen birer lütuf olduğunu bilmesidir. Kuran'da Hz. Süleyman'ın "Gerçekten ben mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi 32) şeklindeki sözü haber verilirken bu derin kavrayışa dikkat çekilmektedir.

Hz. Süleyman'ın hayatının anlatıldığı kıssalar bize göstermektedir ki "mal sevgisi" kavramı yani zenginliğe ve zenginliğin her türlü çeşidine karşı istek duymak Allah'ı zikretmeye vesile olduğu sürece meşrudur. Kuşkusuz bu tür bir "mal sevgisi"ne sahip olan mümin o malı Allah'ın gösterdiği yolda kullanmaktan ve harcamaktan da çekinmeyecektir. Çünkü mal bir nimettir ve sahibi de Allah'tır; dolayısıyla Allah Kuran'da nasıl emretmişse sahip olunan tüm mal ve zenginlikler de o şekilde kullanılacaktır. 

Ancak eğer mal bir nimet olarak görülmez ise o zaman sefahat başlar. Kuran'da Allah fasıklara ait olan bu zenginlik anlayışına pek çok ayette örnek verir. "Bu bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir..." (Kasas Suresi 78) diyen ve "Şımararak sevince kapılan..." (Kasas Suresi 76) dönemin zenginlerinden Karun bu yanlış zihniyete bir örnektir. Karun'daki gibi bir mal sevgisi insanı Allah'a yaklaştırmaz aksine O'nun yolundan saptırır. Kuran'da insanı Allah'a imandan ve elçilerin bildirdiği gerçeklerden uzaklaştıran mal sevgisinden şu şekilde bahsedilmektedir: 

"Gerçekten insan Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten kendisi buna şahiddir. Muhakkak o mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır." (Adiyat Suresi 6-8)

İşte bu nedenle de Müslümanların zenginliğe bakış açıları Kuran'da bildirilen bu ölçülere göre olmalıdır. Müslüman Allah rızası için ve Allah'ın dinine hizmet için zenginliği talep etmeli Allah'ın var ettiği tüm nimetlere karşı istekli davranmalıdır. Çünkü dünya hayatındaki nimetler Allah'ın rızası için çaba sarf eden samimi ve ihlas sahibi kulları için yaratılmıştır. İman edenlerin yapması gereken tüm bu nimetlere sürekli şükür halinde olmak Kuran'da "... O ne güzel kuldu çünkü o (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi" (Sad Suresi 30) ifadesiyle tarif edilen Hz. Süleyman'ı örnek almaktır. 

Bir insan Kuran ahlakını gerçek manasıyla yaşayıpyukarıda tarif edilen bakış açısını elde edersecennete girmeye de "layık ve ehil" olmuş olur. Cennetin en önemli özelliklerinden biri sonsuz bir ihtişama göz kamaştırıcı bir zenginlik ve estetiğe sahip olmasıdır. Mümin bu güzelliklerin içinde Sad Suresi'nde haber verildiği üzere "... gerçekten benmal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi 32) diyen Hz. Süleyman gibi düşünecek ve hissedecek olan insandır.


Kayıt Tarihi: 01-01-2011Saat:15:50:42




  Yorumlar

Bu Makleye Henüz Yorum Yapılmamış.

  Bu Yazıyı Paylaş

ekle: Mr. Wong ekle: Webnews ekle: BoniTrust ekle: Oneview ekle: Linkarena ekle: Favoriten ekle: Seekxl ekle: Kledy.de ekle: Readster ekle: Publishr ekle: Icio ekle: Mobile bookmarks ekle: Power Oldie ekle: Bookmarks.cc ekle: Favit ekle: Bookmarks.at ekle: Newskick ekle: Shop-Bookmarks ekle: Muskelspanner - Bodybuilding & Fitness ekle: Seoigg ekle: Newsider ekle: Linksilo ekle: Folkd ekle: Yigg ekle: Digg ekle: Del.icio.us ekle: Facebook ekle: Reddit ekle: Jumptags ekle: Simpy ekle: StumbleUpon ekle: Slashdot ekle: Propeller ekle: Furl ekle: Yahoo ekle: Spurl ekle: Google ekle: Blinklist ekle: Blogmarks ekle: Diigo ekle: Technorati ekle: Newsvine ekle: Blinkbits ekle: Ma.Gnolia ekle: Smarking ekle: Netvouz
    Editörün Seçtiği 10 konu     Son eklenen 10 konu  
  İman ve İslamın Niteliği
Adet Günü Nasıl Kararlaştırılır?
Ahiret hayatı
Zarafet
Ahiret 2
Muhabbet
allaha uymayan sıfatlar
AHİR ZAMAN ŞAHISLARI KİMLERDİR?
Dostları Olmalı İnsanın
son moda
  Binlerce Genç Bu Video ile Namaza Basladi! SIRA SENDE! Namaz,Islam,Olum,Son Nefes
Kabeye inen melek
Ağaç Yürüyor
dünyayı sasırtan agac adam
Kabe'de Yağmur
Hz.Hamza (rh) Uhud Meydanındaki Yattığı Yer.Medine
" Peygamber Efendimiz - Doğdugu Ev "
Gönül__Mevsimi
ramazan ayına hazırmıyız acaba
inşallah