Değerli kardeşlerim tabiki tesettür ALLAH cc emri olması münasebeti ile günümüze kadar bu önemli olan konu hakkında çok yazılar yazılmıştı. ancak günümüzde testtür öyle bir hal almıştırki acaba ALLAH cc emr ettiği şekilde kapanmak hangisidir denecek şekle kadar mesele gelmiş veya getirilmiştir. Kullarının selamet ve saadetini dileyen Rabbimiz peygamberleri ve kitapları vasıtasıyla hak yolu bildirmiş ve insanlığın o yola girmesini emretmiştir. Habib-i Kibriya s.a.v. peygamberlerinKur'an-ı Kerim de kitapların sonuncusudur. Tebliğ edilen hak yolun adı Rabbimiz'in adlandırmasıyla “İslâm”dır.
Müberra dinimiz İslâm sadece Allah ile kul arasındaki mücerret bağdan ibaret değildir. Fertlerin ve toplumların bütün ihtiyaçlarını içine alan eşsiz bir nizamdır.
Müslüman bu nizamı eksiksiz olarak kabul eden insandır ve balık su içinde bulunduğu müddetçe nasıl huzurluysa müslüman da İslâm'ın emir ve yasaklarına uyduğu nisbette huzur bulur.
İslâm yalnızca kişinin vicdanına bırakılan bir din değildir. Dinimiz “hayatım yalnızca benimle Allah arasında başkasını ilgilendirmez” sözüne izin vermez. Bütün hayatları ve hayatın bütün safhalarını birbirine bağlar.
O halde imanla şereflenen her mümin İslâm dininin emir ve yasaklarına uygun olarak yaşamak mecburiyetindedir. Zaman ve mekân ne olursa olsun müslümanhayatının gidişatını bu ulvî nizama göre çizmelidir. İmanda samimi olmanın ölçüsü de budur.
Samimi iman sahibi olan her müslüman bilir ve kesin olarak inanır ki yüce dinimizin verdiği her emir insanın fıtratına ve ruhuna uygun kişinin saadetine ve kurtuluşuna vesiledir.
Yüce dinimizin emir ye yasakları tartışılmaksızın kabul edilir pazarlık yapılmaz işine gelmeyince reddedilmez. Fakat zaman zaman bu yüce dine mensub olanların da ne cüretle bilinmez Cenab-ı Mevlâ'nın kimi emirlerini bile bile anlamazdan geldikleri kendi arzularına göre yorumladıkları tahrif ettikleri görülür.
Bu emirlerden biri belki de en çok dile getirileni yıpratılmaya çalışılanı etrafında fırtınalar koparılanı hanımlara yönelik örtünme emridir. Halbuki kadınların örtünmeleri tesettüre riayet etmeleridinimizin kesin emirlerinden biridir.
Tesettür Rabb'ü-l Alemin'e karşı kulun itaat ölçülerinden biridir. Tesettür aynı zamanda iffet fazilet şeref hürriyet ve saadettir.
Her emrinde mutlak hikmet sahibi olan Yüce Rabbimiz mukaddes kitabımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
“Ey peygamber! Hanımlarına kızlarına ve müminlerin kadınlarına (ihtiyaçları için dışarı çıkacakları zaman) dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Böyle giyinmeleri tanınıp eziyet edilmemeleri için daha uygundur. Allahçok bağışlayıcı ve çok esirgeyicidir.” (Ahzap 59)
Diğer bir ayet-i celilede ise şöyle buyurulmaktadır: “(Habibim) mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boyunkulak baş kol ve bacak gibi yerlerini) açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz eller ayaklar) müstesna. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar (Göğüs ve boyunlarını göstermesinler). Ziynet (yer)lerini ancak şu kimselere gösterebilirler: Kocalarınababalarına kocalarının (başka anadan olma) oğullarına kendi erkek kardeşlerine erkek kardeşlerinin oğullarına kız kardeşlerinin oğullarına müslüman kadınlarına ellerindeki cariyelere(şehvetsiz ve kadına) ihtiyacı olmayan ihtiyar kimselere henüz kadınların gizli yerlerinin farkına varmamış olan çocuklara. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da (yere veya birbirine) vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah'a tevbe edin ki dünya ve ahiret saadetine kavuşasınız.” (Nur 31)
Evet; ayet-i celile açıkça gösteriyor kimüslüman kadınların yüzleri elleri ve bir rivayete göre ayakları hariç bütün uzuvlarını örtmeleri farzdır. Açmaları ise haramdır. O halde hiçbir müslüman kadın yüzü elleri ve ayakları dışında hiçbir yerini kendisine nikah düşen yabancı erkeklere gösteremez.
Ancak yukarıdaki ayet-i celilede zikredilen on iki kimseye İslâm hukukunun tayin ettiği ölçüler dahilinde ziynet yerlerini göstermeleri caizdir. Bunların dışında bir müslüman kadın dışarıya yabancı erkeklerin görebileceği bir yere gitmek zorunda olduğu zaman saçlarını kollarınıbacaklarını ziynet ve süslerini kapatarak çıkmaya yani tesettüre riayet ederek çıkmaya mecburdur. Bunu yaparkengiysisinin vücut hatlarını gösterecek kadar ince veya dar olmamasına da özen göstermek zorunludur. Bu bakımdan günümüzdeki bazı tesettür uygulamaları örtünme vasfını yitirmiş görünmektedir. Müslümanların buna da dikkat etmesihakka batıl karıştırmaması büyük bir vazifedir.
Rabbimiz Habib-i Kibriya s.a.v.'in hanımlarının şahsında bütün müslüman hanımlara şöyle emreder:
“(Ey peygamber hanımları) evlerinizde oturun (ve ihtiyacınız için dışarı çıkmanız gerektiğinde) evvelki cahiliyet (zamanında süslenerek ince elbiseler giyerek açılıp saçılarak sokağa çıkan kadınların) çıkışı gibi çıkmayın. Namazı dosdoğru kılınzekâtı verin Allah'a ve Rasulü'ne itaat edin.” (Ahzap 33)
Hz. Aişe ve Ümmü Seleme r.a. validelerimizin bildirdiğine göre yukarıda zikredilen tesettürle ilgili ayet-i celileler nazil olduğu zaman müslüman hanımlar derhal vücutlarını örtmüşler tereddüt göstermeden Allah'ın emrine itaat etmişlerdir.
Kuvvetli bir iman ve hayânın neticesi olan örtünme büyük bir değer ifade etmektedir. Nefsin süfli arzularına uyma yerinekainatın şirin bir misafiri olarakmisafirhane sahibinin emirleri istikametinde hareket etmek büyük önem taşır.
Aslında kadının fıtratı da bu ilâhi emire uygunluk arzeder. Çünkü kadın yaradılışı gereği bir sakınma duygusu hissederek örtüsüne sığınır. Böylece nâmahremlerin dikkatini çekmekten onların kem bakış ve kötü düşüncelerine hedef olmaktan kurtulur. Zira kadının kalesi ve siperi örtüsüdür.
Tesettüre riayet etmemek yani açık-saçıklık sadece bireye değil aile kurumuna da zarar vericidir. Yalnızca birbirlerine ait olma hissiyle hareket edipbunun için söz verenler tesettür emrine riayet edip mahremiyeti korumalıdırlar. Aksi halde karşılıklı güven sevgi ve hürmete dayanan aile mutluluğu sarsılır. Kimse güvensiz bir evlilik yapmak istemez.
Asrımızda örtünmenin sakınmanın büyük oranda terkedilmiş olması evlenme oranının gittikçe azalmasına sebep olmuştur. İnsanların bekâr kalmayı tercih edişlerindeki artış gösteriyor kitesettürün aile ocağının kurulmasında ve devamında büyük rolü vardır.
Örtünmenin hürriyeti kısıtladığını savunabilirler. Sormak gerekir nefsin arzularına esir olmak hayvanî duyguların emrine girmek nasıl bir hürriyet olabilir? Öyle de olsa kim istediğine ne kadar ulaşabilir? Mevlâ nasip etmedikçe kimsenin eline bir şey geçmez. O'na karşı gelinmekle de huzur bulunmaz. Gerçek hürriyet Rabbimiz'in emirlerine kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Örtünmek Allah'aPeygamber s.a.v.'e Kur'an'a inanan herkes için mukaddes bir emirdir.
Tesettür müslüman hanımın hürriyetini gasbetmek kısıtlamak medeni haklarını çiğnemek için değil bilakis bunları yerli yerine koymak ve korumak içindir. Tesettür asalet ve faziletin ölçüsüdür. Çünkü asalet ve fazilet dinin emirlerine uyup uymama bakımından kıyaslanır.
Örtünmek imanın edebin hayânın açık bir ifadesidir. Habib-i Edip s.a.v. Efendimiz hadis-i şeriflerinde: “Hayâ imandandır. İman ise cennete götürür.” ve “Hayâ güzeldir. Fakat kadınlarda çok daha güzeldir.” buyurmuşlardır.
Müslüman ebeveynler ana-babalarkızlarına gelinlerine örtünmenin faziletinihayâ perdesinin ulviyetini öğretmek zorundadırlar. Hayâ kaybedildiği an her şey kaybolmuştur. Bundan sonra dünyadaki hiçbir güzelliğin anlamı kalmaz. Hayâ perdesi yırtılmış insan bir avuç topraktır. İnsan olma vasfını yitirmiştir.
Müslüman kadınların örneği Hz. HaticeHz. Aişe Hz. Fatıma (Allah onlardan razı olsun) gibi validelerimizdir; ar perdesini yırtmış olanlar değil.
Asr-ı Saadet'in hanımları ayet-i celile nazil olur olmaz hemen örtünüyorlar. Asrımızda ise bin beş yüz yıldır gelmiş olan bu emir göz ardı edilmekte ona uyulmamaktadır.
Bütün bunların sebebi birer baba birer ana olarak üzerimize düşen vazifelerimizi yapmadığımız; hanımımıza kızımızagelinimize İslâm'ın iffet ve faziletini öğretmediğimiz ve yaşamadığımız içindir.
Tesettür yani örtünmek kendini haramdan gizleyip korumak dinimizin çok açık bir emridir. Dinimizin emirleri detartışılmak için değil uyulmak içindir. Dinin emirlerine itaat etmeyip dünyanın emrine girenler de bir meta gibi kullanılmaktan kurtulamazlar.
TESTTÜR İLE ALAKALI HADİSİ ŞERİFLER;
İbn-i Abbas (r.anhuma)’dan dediki: “Resulüllah (s.a.v) kadınlardan erkeklere benzeyenlereerkeklereden de kadınlara benzeyenlere lanet etti.” (Buhari 5751; Ebu Davut 4098; Ahmet b.Hambel 3149; Nesei 9161) “Ümmetimin son dönemlerinde bir takım adamlar olacaktır. Erkekler gibi eğerlerin (bineklerin) üzerine binip cami kapılarına ineceklerdir. Hanımları ise giyinik uryandır (giyinik çıplaktır)başları üzerinde arık deve hörgücü gibisi vardır. Onalara lanet edin. Zira onlar lanet olunmuşlardır”. (Ahmet b.Hambel - Müsned6786 İbn-i Hibban Sahih 5655-7347) Hz. Âişe'den rivâyete göre bir gün Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ ince bir elbise ile Allah Resulunun huzuruna girmişti. Resulullah (s.a.s) ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu: "Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çagına ulaşınca onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir." Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti" (Ebu Davûd Libâs31). "Allah Teâlâ ergin kadının namazını başörtüsüz kabul etmez" (İbn Mâce Tahâre132; Tirmizî Salât 160; Ahmed b. Hanbel IV 151 218 259). Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette Peygamberimizgiyindiği halde açık olan yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler. (Müslim Libas.-125.)
Harbın oğlu Züheyr bana anlattı:bize Cerir Sehl’den o da babasından o da ebu Hureyre (r.a)’den nakletti. Ebu Hureyre (r.a) dediki:Resulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu: Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim. Yanlarında sığır kuyruğu gibi kamcılar olup insanları onlarla döven topluluk ve biride bir takım kadınlar topluluğudurki bunlar giyinikçıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları bir tarafa sarkan deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremiyecekler kokusu şu kadar! Şu kadar! Yürüme mesafesinden alındığı halde bunlar cennetin kokusunu da bulup alamıyacaklardır. (Müslim - sahih bab: libas ve’l- zineh hadis no: 3971) Bir kısmı: Kadın kadınlık yönünü ortaya koymakdikkatleri çekmek için vücudunun bir kısmını örttüğü halde diğer bir kısmını açar diye yorumlamıştır. Bir kısmı da bedenini gösteren şeffaf elbiseler giyenler kastedilmiş demiştir. Bu açıklamaların hepsi doğrudur. İslamî tesettüre aykırı olan bütün giyimler bu hadiste ifade edilmiş durumdadır. İslamî tesettür sadece "giyinmek" aramaz giyinmenin tarzını da ister. Belirlenen hududu örtecek büyüklükte olmalıdır; el ayak ve yüz hariç bütün beden örtülmelidir. Vücud hatlarını gösterecek darlıkta olmamalıdır. Çok dar giyinen "giyinmiş çıplak" hükmündedir. Batı menşeli modaları takip edenler bu hallere düşmektedirler. Elbise bedeni göstermemelidir. Çok ince naylon ve şeffaf elbise giyenler de giyinmiş çıplak durumundadır. Hadislerde yasaklanan bir başka kıyafet şöhret elbisesidir. Yani dikkatleri üzerine çekmek gayesini güden kıyafetler. İslam elbiseyi örtünmek için emrettiği halde günümüzde birçok çevreler elbiseyi örtünmeden çok dikkatleri üzerine çekme vasıtası olarak kullanıyorlar. Şu halde bu nev'e giren giyimler de giyinmiş çıplak manasına dahildir. Mâilat: Lügat olarak eğilen meyleden kadın demektir. Alimler umumiyetle Allah'ın gösterdiği istikametten ayrılan yanlış istikametlere meyleden diye anlamışlardır. Bazı alimler de bu tabirle sağını solunu oynatarak kırıtarak yürüyenlerin kastedildiğini söylemiştir. Mümilat da başkasını baştan çıkaran başkasına salınarak yürümeyi öğreten kadın manasına gelir. Başlarını deve hörgücü gibi yapacak kadınlar tabiri bilhassa günümüzün kadınlarını tasvir ediyor gibidir. Kadınlar değişik saç modaları uygulayarak saçlarını muhtelif şekillerde bağlayarak tepelerinde hotos denen çıkıntılar teşkil etmektedirler. Mü'min kadınlar gerek giyecekte ve gerekse baş tuvaletinde bu hadislerin tehdidini dikkatle gözönüne alıp cennetin kokusundan bile mahrum kalmaktan korkmalıdırlar. (Kütüb-i Sitte Şerh-i İ. Canan) "Kadın örtülmesi gereken avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker" (Tirmizî Radâ18).
ALLAH cc cümlemizi emr olunduğu gibi yaşayanlardan eylesin inşaallah...