Tekil: 46289Çğl: 1988991Online: 5


 KÂİNATIN DUASI
 

Okunma

459
 
  

KÂİNATIN DUASI

Canan Karataş
“Akşam; sırma saçlı bir ceviz  ağacının yapraklarında gülümsüyordu. Köyde bir telaş, bir telaş... “Ramazanda da  sular kesilir mi canım?” “hökümetin hiçbir işi doğru düzgün değil ki zaten” “hele şehre adam yollayıverin de belediyeye gitsinler”
İki köylü belediyeye gider, ama kimse onları kaale bile almaz. Ne yapsınlar çaresiz geri dönerler. Ertesi gün grup hâlinde gidilir. Bu sefer de görevliler başlarından  atmaya uğraşırlar. Başarılı da olurlar. Böylece aradan bir hafta geçer. Köyde millet susuzluktan kırılır. Kimse gelip de kaynak suyu çıkarılan yerdeki çatlak boruyu  tamir etmez ve su akar akar akar...en sonunda köylü dayanamaz, bütün köy halkı toplanarak belediyenin kapısına dayanır. Bu kadar insanı başından atamayacağını anlayan görevliler çaresiz köylülere yardım ederler. Artık köylüler “hâcet-i amme” olan sularına kavuşmuşlardır. Nede olsa koca köy halkının isteğini geri çevirecek değildir zaten bu o başkanın makamına yakışmaz. Hele bir de aralarında yakın akrabaları falan varsa...” diye devam edip gider işte hikaye.
İsimler, cisimler ve resimler o kadar da önemli değillerdi. Geçer akçe; ismin ardındaki karakter, cismin içindeki ruh,  resimde saklı mânâdaydı. Ceset her sene değişse de insan aynı insandı. Şablonlar kendileriyle değil, uygun düştükleri kalıplarla  bir değer ifade ederlerdi.  Hikayeler de sadece elbiseden ibaretti, mânâlarındaydı asıl güzellikleri.
Bunun içindi bütün benzetmeler, Onu ve Habibini anlamak, en azından anlamaya çalışmak için açılan kapı aralıklarıydı.  Bu bakış açısıyla; O Zât(asm) da öyle bir sâlât-ı kübrâda dua ediyor ve kainatın şefkatli padişahına öyle bir “hâcet-i amme” için dua ediyordu ki, küçücük ipek böceğinden azametli gezegenlere kadar, mikroskobik bir hayvandan semâvâttaki meleklere kadar, belki bütün yaratılmışlar, Onun niyâzına  “Evet Yâ Rabbenâ, ver biz dahi istiyoruz”deyip duasına iştirak ediyorlardı. O Resul-i Ekrem(asm) “beka için” dua ediyordu. “Hem öyle fakirâne, öyle hazinâne, öyle sevimli bir tarzda, öyle özlercesine, öyle yalvarıp yakararak niyaz ediyordu ki; bütün kainatı ağlattırıyor, duasına iştirak ettiriyordu.” Kainatın Halık’ı en sevdiği kulunun duasını hiç geri çevirir miydi? hele O duasını tüm kainatı arkasına alarak yapıyorsa elbette kabul etmek büyüklüğünün, Uluhiyetinin iktizasındandı.
Bu cihetle Resul-i Ekrem(asm) ehl-i imanın gönüllerini de ittihad ettiriyordu. “bu ittihat ile kainat içinde bir zerre gibi zayıf, korumasız, kimsesiz olan şu insan, ubudiyetiyle gelen duanın vesilesiyle yedi gök ve yerin yaratıcısının sevgili bir abdi, ve arzın halifesi, sultanı ve hayvanâtın reisi ve hilkat-i kainatın neticesi ve gayesi oluyordu. Bu sebepledir ki; kainat insana hizmet ediyordu. Tabii bu da insanın, mahlukâtın ibadetlerinde tasarruf edebilme imkanını sağlıyordu.
Bahar mevsimine  yakın yaşlı bir kiraz ağacının gerekli gördüğü dallarını budayıp hangi dalının zikredip hangi dalının zikretmeyeceğini belirliyordu.  Ve o dalların içindeki milyonlarca hayattar hücrenin de ibadetlerine müdahale edebiliyordu. Yeni bir fidan dikse, onun hayat bulup Halık’ına dua ve ibadette bulunmasına vesile oluyordu. Ya da bir çekirdeğin kabiliyet diliyle neşv-ü nemâ bulma duasına kararıyla ortaklık edebiliyordu.
Bundan dolayı insan mahlukâtın trafik polisi gibiydi. “dur, geç, senin zamanın doldu parka çek...” yani oldukça “özgür bir kul”du insan.
 İnsan; kendisine sonsuz acizliği ve fakirliğiyle birlikte  ihsân edilen bu yetki sayesinde,  Bir örümceğin göz alıcı nakışlarla dokuduğu ağını örerken fıtrî ihtiyâcıyla yaptığı  duasıyla, bir arının, hünerli, kimyâger bir açı gibi bal yaparken yaptığı dua ile, bir ipek böceğinin acizliğiyle beraber sırtında taşıdığı fakirliğiyle, ebedî rahmet hazinelerinden gönderilen ipeği “mucizevâri” nesc ederken yaptığı dua ile dua edebiliyordu.
Elbette ki, ufak bir mahlukunun bile duasına ehemmiyetle cevap veren böyle merhamet sahibi bir Rahîm en sevdiği abdi olan insanın bütün mahlukatın duasını içine alarak dergâh-ı ilâhinin kapısında el açıp örümceğin ağı gibi kusursuz, arının balı gibi tatlı, ipek böceğinin ipeği gibi yumuşak ve sükûnetli  bir hayat isteyecekti. Belki verilecek, belki verilmeyecekti. Fakat o kul bilirdi ki; “birisi var;  kalbinin en ince duygularını dahi işitir, her şeye eli yetişir, her arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına meded eder.” Ve  anlardı ki bir tek Ondan yardım isteyerek kainatın güzel bir takvimi olabilirdi.

Kayıt Tarihi: 03-03-2010Saat:13:58:37




  Yorumlar

Bu Makleye Henüz Yorum Yapılmamış.

  Bu Yazıyı Paylaş

ekle: Mr. Wong ekle: Webnews ekle: BoniTrust ekle: Oneview ekle: Linkarena ekle: Favoriten ekle: Seekxl ekle: Kledy.de ekle: Readster ekle: Publishr ekle: Icio ekle: Mobile bookmarks ekle: Power Oldie ekle: Bookmarks.cc ekle: Favit ekle: Bookmarks.at ekle: Newskick ekle: Shop-Bookmarks ekle: Muskelspanner - Bodybuilding & Fitness ekle: Seoigg ekle: Newsider ekle: Linksilo ekle: Folkd ekle: Yigg ekle: Digg ekle: Del.icio.us ekle: Facebook ekle: Reddit ekle: Jumptags ekle: Simpy ekle: StumbleUpon ekle: Slashdot ekle: Propeller ekle: Furl ekle: Yahoo ekle: Spurl ekle: Google ekle: Blinklist ekle: Blogmarks ekle: Diigo ekle: Technorati ekle: Newsvine ekle: Blinkbits ekle: Ma.Gnolia ekle: Smarking ekle: Netvouz
    Editörün Seçtiği 10 konu     Son eklenen 10 konu  
  Hz.Muhammed (s.a.v) Kabr-i Serifi
Kadınlara yararlı beş yiyecek
Ahirete Ait Olaylar
Merhamet, Rahm
¤Abdurrahman Önül¤
Değeri unutulan RENKSİZ bir başörtüsünün hikayesi...
Bir Fâsık Bir Haber Getirirse
Allah Mazlumları Zorbalardan Korur
Dostları Olmalı İnsanın
Değişen Ne?
  Binlerce Genç Bu Video ile Namaza Basladi! SIRA SENDE! Namaz,Islam,Olum,Son Nefes
Kabeye inen melek
Ağaç Yürüyor
dünyayı sasırtan agac adam
Kabe'de Yağmur
Hz.Hamza (rh) Uhud Meydanındaki Yattığı Yer.Medine
" Peygamber Efendimiz - Doğdugu Ev "
Gönül__Mevsimi
ramazan ayına hazırmıyız acaba
inşallah