Tekil: 46289Çğl: 1989187Online: 5


 Bir Fâsık Bir Haber Getirirse
 

Okunma

658
 
  

BİR FÂSIK BİR HABER GETİRİRSE...

Metin Karabaşoğlu
Bütün âyetleri doğrudan sosyal hayata bakan bir sûrenin ismini vermem istense, verilmesi gereken ilk cevap, herhalde Hucurât sûresi olmalıdır. Bu sûre, ilk âyetinden son âyetine kadar, hayat-ı içtimaiyeyi yaralayan ve zehirlendiren âfâkî ve enfüsî marazlara karşı kudsî ilaçlar sunmakta; bilvesile, mü'minin kuşanması gereken zihin ve ruh halini ders vermektedir. Alaycılık, düşmanlık, suizan, tecessüs, gıybet, milliyetçilik gibi içtimaî hayatı mahveden hallere karşı ucu esmâ-i hüsnâya dayanan reçeteler sunan bu sûrenin, "Mü'minler ancak kardeştirler" mealindeki âyetin içinde bulunduğu sûre olması da manidardır.
İşte bu sûrede, Rabb-ı Rahîm, içtimaî hayatı ve de mü'minler arasındaki uhuvveti zehirlendiren bir diğer hale karşı da reçete sunmaktadır: "Eğer bir fâsık size bir haber ile gelirse, durup araştırın. Yoksa bilmeden bir topluma vurursunuz da, yaptıklarınızdan dolayı pişman olursunuz."
Bu âyet, şu çağın insanı olarak, beni özellikle düşündürür. Zira, yaşadığımız çağ, küre-i arzın bir köy hükmüne geldiği, iletişim alanındaki müthiş ilerleme ile günün her saati bütün dünyadan haber almanın mümkün olduğu bir çağdır; lâkin, unutulan, bu haber ile bize gelenin, yani haberi getirenin niteliğidir. Küresel plandaki haber mercileri, gerçekten sözüne ve özüne güvenilir kişiler midir; yoksa, âyetin tarif ettiği 'fâsıklar' sınıfına mı girmektedir. Dünyanın haber ağı tekelini neredeyse tekelinde tutan Batılı haber kuruluşlarının-ajans, TV kanalı, gazete, dergi, radyo, hepsinin-yayın duruşu ve çizgisi 'fısk' ekseninde gelişiyor değil midir?
Bu haber mercilerinin haber 'üretme' ve de 'sunma' biçimi itibarıyla nasıl manipülasyonlara girdikleri, nasıl haberi eğip bükerek çarpıttıkları, kitleleri nasıl yanlış bir yöne sevkettikleri üzerine bizatihî Batıda yapılan araştırmalar, bu soruların cevabını net biçimde vermeye yeter. Tek başına Noam Chomsky'nin ortaya koyduğu eserler bu çarpıtmanın fecaatini gözler önüne sermeyi yetip de artıyor bile!
Bu vâkıanın bir de dahilî boyutu var ki, en az bu global boyut kadar yoğun fecaatler taşıyor. Belki doğrudan ulaşılması zor alanlardan dolaylı biçimde gelen haberlerdeki çarpıtma, saptırma ve yalan boyutu bir tarafa; ulaşılması pekâlâ mümkün alanlarda apaçık çarpıtmalar sergilenebiliyor. Öyle bir durum ki, özellikle şu diyarda ve şu ortamda, akşam masum bir insan olarak uyuyan birinin, fâsıkların ürettiği yalan haberlere binaen, sabahleyin zâlim iftirasıyla uyanması mümkün. Haklı bir sözün, fâsıkların sözü aktarırken giriştiği ekleme-çıkarmalarla, sözün sahibinin başına her türlü işler açar bir hale dönüştürülmesi mümkün.
Bunun örneklerini aramak için, çok çok uzaklara gitmeye gerek yok. En başta şu mevkute açısından, böyle birşey yakın bir zaman önce yaşanmadı mı? Şu gazetenin muhterem sahibi, içinde hiçbir yalan, iftira ve ifrat unsuru taşımayan sözleri yüzünden nice haksız itham ve iftiraya uğramadı mı? Ona 'örümcek kafalı' yaftasını yapıştırmada beis görmeyen fâsıklar yine fâsıkça bir haber üretip bir başka mü'mini 'melek yüzlü şeytan' ilan etmediler mi?
Keza, bir partinin kongresine, bir sosyal oluşumun içindeki bir hatun kişinin de delege olarak katılmasını, "Erbakan'a kadın gönderdik" şeklinde sunanlar yaşamıyor mu şu diyarda? Ve son olarak, iki gün önce bir büyük gazete başka bir toplantının içkili, danslı ve yarı-çıplak görüntülerini "Dini bütünlerin düğününde içki ve dans" diye sundu da, daha bir gün geçmeden haber yalanlanmadı mı?
Şimdi, böylesine feci 'haber'ler karşısında durup düşünelim: Bu sözümona 'haber'leri, durup araştırmadan, tahkik etmeden, olduğu gibi alsak, ne olurdu? Meselâ, siyasî duruş itibarıyla sergilediği hikmetsiz ve hatalı tavırlar bir tarafa, bir mü'mine zina isnad etmek gibi âyetle yasaklanmış ve hakkında ağır bir had konulmuş apaçık bir zulme düşmüş olmaz mıydık? Keza, diğer haberleri olduğu alıp kabullensek, kaç türlü iftirayı irtikap etmiş, kaç türlü günaha düşmüş olurduk? Hele bir de, bu haberleri olduğu gibi kabullenip, sırf bu habere dayanarak bir mü'mine veya ona sempati duyanlara karşı hakaret, alay, hatta beddua gibi hallere düştüğümüzü düşünelim: Bir fâsık bir haber getirdiğinde, durup araştırmadan olduğu gibi almak, bizi pişman olacağımız hükümlere ve davranışlara atmıyor mu?
Gelin görün ki, bu konuda âyetin üzerimize yüklediği, yani üzerimize farz olan titizliği gösteren mü'minlerin varlığı bir yana, çoğu insan "Böyle olmuş," "Şöyle yapmış"larla hadiseyi duyduğu gibi aktarabiliyor; öylesi '-mış' ve '-muş'lara hüküm verebiliyor. Hele sözü edilen kişi, şahsen yakınlık duymadığı, hatta ihtilaf halinde olduğu bir gruba mensup ise, bu çukura düşülmesi daha bir kolaylıkla mümkün oluyor.
Velhasıl, bir mütevatir hadiste haber verildiği üzere, "kendilerinden şahitlik istenmediği halde şahitlikte bulunan" insanların yaşadığı bir çağda bulunuyoruz. Sonuçta, tahkiksiz bir nazarla televizyon karşısında oturup her duyduğuna inanan veya tahkiksiz bir akılla fâsıkların çıkardığı gazetelerin verdiği haberleri okuyan; böylece gözüyle görmediği hadisenin olduğuna, kulağıyla duymadığı sözün söylendiğine hükmeden; o hükümle Hesap Günü yüzünü kızartacak nice sözler ve davranışlar serdeden insanlar dolaşıyor aramızda.
Daha yirmidört saat geçmeden yalanlanan, ve--israf, gösteriş gibi elbette imanî ölçülere uymayan hallerin gerçekten sergilenmiş olduğu--bir düğüne, yarı-çıplak dans ve içki gibi olmamış bir hali yakıştıran gazete manşeti, bu konuda ne kadar dikkatli olmamız gerektiğinin; "Bir fâsık bir haber ile gelirse, durup araştırın" emrine uymanın ne derece elzem olduğunun çarpıcı bir örneği olarak gözüktü bana. O yüzden, bizi haksızca hükümlere sevkedebilen böylesi 'haberler'e ve bu haberleri aktaran mecralara karşı elden geldiğince müstağni davranmalı. Bir şekilde o mecralardan bize bir haber ulaşacak olduğunda ise, kesinlikle durup araştırmalı.
Aksi takdirde, bu dünyada yüzümüzü kızartıcı haksız söz ve davranışlara düşmemiz de; öte dünyada, fayda vermeyen 'son pişmanlık'lar yaşamamız da mümkün gözüküyor.

Kayıt Tarihi: 03-03-2010Saat:14:39:07




  Yorumlar

Bu Makleye Henüz Yorum Yapılmamış.

  Bu Yazıyı Paylaş

ekle: Mr. Wong ekle: Webnews ekle: BoniTrust ekle: Oneview ekle: Linkarena ekle: Favoriten ekle: Seekxl ekle: Kledy.de ekle: Readster ekle: Publishr ekle: Icio ekle: Mobile bookmarks ekle: Power Oldie ekle: Bookmarks.cc ekle: Favit ekle: Bookmarks.at ekle: Newskick ekle: Shop-Bookmarks ekle: Muskelspanner - Bodybuilding & Fitness ekle: Seoigg ekle: Newsider ekle: Linksilo ekle: Folkd ekle: Yigg ekle: Digg ekle: Del.icio.us ekle: Facebook ekle: Reddit ekle: Jumptags ekle: Simpy ekle: StumbleUpon ekle: Slashdot ekle: Propeller ekle: Furl ekle: Yahoo ekle: Spurl ekle: Google ekle: Blinklist ekle: Blogmarks ekle: Diigo ekle: Technorati ekle: Newsvine ekle: Blinkbits ekle: Ma.Gnolia ekle: Smarking ekle: Netvouz
    Editörün Seçtiği 10 konu     Son eklenen 10 konu  
  İslam Dininin Genelliği ve Mutlu Sonuçları
Bunlara hazırsan ölümü talep et.
Muhammed FAKİRULLAH - YA RABBENA
vefa
Miracles of Islam islamın mucizeleri
Aşkın Şehidi
Zehrâ güneşi
Ana Hakkı
Vaad
cehennem hayatı
  Binlerce Genç Bu Video ile Namaza Basladi! SIRA SENDE! Namaz,Islam,Olum,Son Nefes
Kabeye inen melek
Ağaç Yürüyor
dünyayı sasırtan agac adam
Kabe'de Yağmur
Hz.Hamza (rh) Uhud Meydanındaki Yattığı Yer.Medine
" Peygamber Efendimiz - Doğdugu Ev "
Gönül__Mevsimi
ramazan ayına hazırmıyız acaba
inşallah