Tekil: 46289Çğl: 1989251Online: 5


 Zelzeleye Denk Bir Felaket
 

Okunma

557
 
  

ZELZELEYE DENK BİR FELÂKET...
 
Şükrü Bulut
 
 
Oturduğunuz binanın depremle her gün beşik gibi sallandığını düşününüz.
 
Yumuşak yatağımızda yatabilir miyiz? Deprem gecenin saat 3`üne alışmışsa, gece yarılarını nasıl da bekleriz. Marmara zelzelesi zayiat bakımından tarihimizin en büyük zelzelesi kabul ediyor. Maddî hasarı ölçülemeyen bu felaketin can bedeli tam 30 bin. Bu bir mânevî vuruştu, celalli bir ihtizazdı...
 
Vurdu, geçti. Celal ile salladıkça musibet zedelerin dudaklarından“Yaratıcıya iman” döküldü. Şehitler defnedildi, yaralar sarılmaya çalışıyor. Burada bahsetmek istediğim başka bir zelzele var... Ardahan`dan Marmaris`e, Edirne`den Hakkari`ye ülkeyi kesintisiz sallayan, tahrip eden ve içinde feryad ü figanların yükseldiği bir diğer depremden söz etmek istiyorum.Çobanlık yapanlar iyi bilirler. Bir yamaca yaslanmış kayaların, taşların yerinden oynayıp derelere ve vadilere doğru yuvarlandığını dışarıdan seyretmek çocuklara zevk verebilir. Fakat yamaçlarda koyun kuzu güden çobanlara sormak lâzım felâketi...
 
Biz çobanız. İzmir`den Van`a Sinop`tan Antalya`ya kadar... Taşlar yüreğimize doğru yuvarlanıyor. Zira bu memleketin sahibi biziz. Bu memleketin sahipleri “ ilke ve inkılâplar “ ın arkasına sığınıp gününü gün edenler değil. Bu memleketin sahipleri mazlum ve masum yavrulara “ Başörtüsü problemi yok. Yalnızca kanunları uyguluyoruz “ diyerek kalp ve vicdanların ne kadar taşlaşabileceğini gösterenler değil. Bu memleketin sahipleri “ Ya sev, ya ter ket “ safsatasının arkasına sığınıp, dayatmaz ve talan uygulamalarına payanda olduklarını ispat edenler değil. Bu ülkenin sahipleri, milletin bu beladan kurtulup hürriyetine kavuşması korkusuyla AB`ye var güçleriyle karşı koyanlar değil. Bu cennet vatanın sahipleri; bir taraftan Kur`an kurslarını ve imam hatipleri kapatıp, diğer taraftan ezan okunduğunda konuşmasını takivye ile yarıda kesip dini siyasete alet edenler değil.
 
Bu vatanın sahipleri; din ve vicdan özgürlüklerine kelepçe vurulmuş, yalçın yaylalardan şehirlerin varoşlarına sürülmüş karın tokluğuna asgarî ücrete mahkum edilmiş, dindarlığından dolayı işinden olma psikolojisiyle aile huzurunu yitirmiş, yetiştirdiği mahsulden azınlığın ihanetiyle işçinin yevmiyesini çıkaramamış, “ askerlik ocağı mukaddestir “ idealiyle canını dişine takarak subay olduktan sonra Müslümanlığından dolayı hain muamelesine tâbi tutulmuş ve fikir özgürlüğü istedikleri için kalemleriyle birlikte demir parmaklıkların arasına kilitlenmiş milyonlardır.
 
Bu iddiaların müşahhas resimlerini görmek isteyenler Anadolu`nun nasıl cayır cayır yandığını seyretsinler. Düne kadar bir dönüm daha tarla, bir baş hayvan daha diye çırpınan milyonların, şehirlerin varoşlarına sefalet içinde toplandıklarını hepimiz biliyoruz. Yedirmekten büyük zevk alan misafirperver ve cömert Anadolu insanı büyük şehrin varoşunda “ dilenmeyi “ de bilmiyor. Sosyal müesseseler “ çilehanelere “ dönmüş. Okulun, hastanenin, hapishanenin, gümrüğün ve diğer resmi dairelerin kapıcıları birer deli dumrul kesilmişler. Geçenden bir milyon, geçmeyenden yüz milyon. Tuvaletinden dış kapısına, çatısından çevre duvarlara kadar dökülüyor her yer... Anadolu ile birlikte Anadolu insanının canı, malı, örfü, hürriyetleri, haysiyeti, iffet ve imanı da cayır cayır yanıyor. Şu satırlarda mübalağa sezenlerin zındıkanın nefesini içimize üfleyen medyayı dikkatle gözden geçirmelerini istirham ediyorum.
 
Bu caddenin çıkmaz bir sokak olduğu iddiasında değiliz. Ama yolumuzun ne kadar sarp, tehlikeli ve uçurumlarla örülü olduğunu belirtmemizde bir zarar var mı?
 
Düne kadar “ güllük gülistanlık “ dedi bazı Müslümanlar şu halimize. Bugün yaklaşan “ kara bulutlardan “ ümitsizliğe kapılıyorlar. Doğrusu: Ne dünkü hayaller, ne de bugün gördükleri doğru değildi. Ahir zamanın dehşetini Kur`an – ı Kerim ve hadis – i şerifler yüzlerce işarete haber verdikleri halde, biz nefsimizi okşayan “hayatı lezzeti ve güzel yaşama “sapağına bilerek saptık. İstikbalimizde bizi bekleyen zorlu ve tehlikeli mücadeleden kaçındık. Kaçmamız bizi tehlikeden uzaklaştıracağına dehşetle yaklaştırdı. Üstelik yılandan ceylan yavrusu bekledik Postunu atmayan canavar kurtlardan, sahiplerine munis bekçi köpekleri edinmeye çalıştık. Bahçelerimizde sinsice uç veren zakkumlara “ İnşallah güldür “ diye kol–kanat gerdik. Gözlüğümüz yanlıştı. Basiretimiz kapanmıştı. Ne yılan ceylan doğurdu, ne kurtlar bekçilere dönüştü ve nihayet has bahçelerdeki güllerin yerini zakkumlar işgal etti. Bugün dünden de zorlaştı. Yazımızda azınlıkta kalmış “ ehl – i basiret “ i kastetmiyoruz. Onları tenzih ederiz. Fakat hüküm eksere göre verildiği gibi, musibetler de umumun hatasından kopup geliyor.
 
Tüm bu zelzeleler ve yangınlar içinde “ Davranın! “ dediğimizde, milyonlarca ehl – iman dermansız kol ve bacaklarını gösterdiler. Bugün, onlara hala hareket ve cevelanda olan “ kalp ve dillerini “ gösteriyoruz. İçten ve samimi olduktan sonra, onlardan çıkacak “ duâ “ Cengizleri tepe-taklak eder. Harran`dan Bağdat`a medeniyetleri yerle bir eden“sarsar“ ın önünü keser. Zalimin zulmüm hevesini kursağına iade eder. Diyoruz`ki artık duâ mevsimi. “Fiili duâ“ yı yapamamış olmanın getirdi ümitsizliği bertaraf ederek “Kalben ve Lisanen” duâya durma mevsimi...Seksen – doksan senedir nifakına, cerbezesine, zulum ve istibdadına mâni olamadıklarımızı, şu üç aylardaki duâlarımızla “bertaraf” edebileceğimize inanıyoruz. Yeterki, duâmız hedefini bulsun. Sağda-soldaki münafık zındıklar, Cibalilerle duâmızın hedefini saptırmasın. Bugün şeair-i İslamiyeye karşı mücadele edenlerle Haccac`ın ,Yezid`in , Cengiz`in , Hülagu`nun , Mussolini`nin, Lenin ve Stalin`in farkı ne ? Bir ay boyunca Dicle`ye mürekkep akıtmakla, bir asır boyunca “Kur`ân`ı mengene içinde tutmaya” kalkışmanın mukayesesini buyrun siz yapın. Diclebelli bir zaman ve coğrafyada aktı. Fakat Kur`ân`a karşı yapılmak istenen“ihanet” zaman ve mekânın boyutlarını çoktan aştı. Müfsit aletler ne hâlî bir sahra, ne ücra bir köşe ve nede mahrem bir mekan bırakmaksızın vahşice imanımıza saldırıyorlar.
 
Fakat siz siz olun, “Kambur`un” kerametine aldanmayın. Yoksa mülhid zalimlerin sebep olduğu zelzeleyle kalan varımız da yıkılır ve yıkıntılar içinde Anadolu cayır cayır yanar. Basiretiniz en keskin şualardan daha keskincesine “Kur`ân`ın hasımlarını” bulsun. Kalbiniz ve Lisanınızdan çıkacak oklar hedefine isabet etsin. Depremler gecenin 3`ünü severmiş. Fakat duâ için geceleri ve seheri beklemeye ne hacet... Zalim mülhidler gündüzü bize gece yaptıktan sonra, daha gecemi aranır ?
 
Namaz sonlarını da beklemeyelim. Bir serseri “mânevî kurşun” Bizi ikinci Namazdan edebilir. Mekânlarla da sınırlandırmayalım duâlarımızı. Ne mescidi,ne de mescide dönüşen nurlu evleri beklemeyelim. Kalbini ve gönlünü Kur`ân`a vermişler için her yer mescid deyil miydi ? Hem cephede mescid mi aranırdı ? Bir cephede odaklanmış müstecab duâlarda buluşmak üzere Allah`a emanet olun.

 


Kayıt Tarihi: 03-03-2010Saat:15:08:29




  Yorumlar

Bu Makleye Henüz Yorum Yapılmamış.

  Bu Yazıyı Paylaş

ekle: Mr. Wong ekle: Webnews ekle: BoniTrust ekle: Oneview ekle: Linkarena ekle: Favoriten ekle: Seekxl ekle: Kledy.de ekle: Readster ekle: Publishr ekle: Icio ekle: Mobile bookmarks ekle: Power Oldie ekle: Bookmarks.cc ekle: Favit ekle: Bookmarks.at ekle: Newskick ekle: Shop-Bookmarks ekle: Muskelspanner - Bodybuilding & Fitness ekle: Seoigg ekle: Newsider ekle: Linksilo ekle: Folkd ekle: Yigg ekle: Digg ekle: Del.icio.us ekle: Facebook ekle: Reddit ekle: Jumptags ekle: Simpy ekle: StumbleUpon ekle: Slashdot ekle: Propeller ekle: Furl ekle: Yahoo ekle: Spurl ekle: Google ekle: Blinklist ekle: Blogmarks ekle: Diigo ekle: Technorati ekle: Newsvine ekle: Blinkbits ekle: Ma.Gnolia ekle: Smarking ekle: Netvouz
    Editörün Seçtiği 10 konu     Son eklenen 10 konu  
  Sevgi ne mi
___GöZdEn sÜzÜlEn bİr dAmLa YaŞtIr DuA___.
Allah için yaşamak
Mürüvvet
Zekât Ne Demektir, Kimlere Verilir
sabır
arafe arife gunu telviye
Kabir Azabı
Ölüme çeyrek var
Nasihatler
  Binlerce Genç Bu Video ile Namaza Basladi! SIRA SENDE! Namaz,Islam,Olum,Son Nefes
Kabeye inen melek
Ağaç Yürüyor
dünyayı sasırtan agac adam
Kabe'de Yağmur
Hz.Hamza (rh) Uhud Meydanındaki Yattığı Yer.Medine
" Peygamber Efendimiz - Doğdugu Ev "
Gönül__Mevsimi
ramazan ayına hazırmıyız acaba
inşallah